
Liderlik Modelleri
Lider olmak....
Üstüne bir çok söz söylenen, kitaplar yazılan, seminerler verilen ve hala tartışmaya devam eden bir konudur liderlik. Bana göre üç çeşit yönetim şekli vardır ve ancak 'İlimle yöneten' olursan Lider olursun. Nedir bunlar derseniz buyurun;
İlimle yönetenler, Filmle Yönetenler, Zulümle yönetenler...
Zulümle yönetenlerden, yani sondan başlamak istiyorum; Bu yöneticilerin ortak özellikleri sürekli kullanmayı tercih ettikleri bir tehdit unsurunun olmasıdır. 'İstemiyorsan dışarıda bu işi isteyen yüzlerce kişi var' , 'Performans dönemi görüşürüz' , 'Kendine bir şehir seç (Tabi haritanın doğusunda olmalı)' Böyle giderse daha fazla seninle çalışamayız', 'Adını tahtaya yazarım') gibi gibi yüzlerce cümle sıralanabilir kullanılan. Motive edici değil, tehditkar cümleler kurulur hep. Bununla birlikte mutlaka onlardan daha kötü olan biri ile sizi tehdit ederler; 'Bu konuyu bir üst yönetim duysaydı çok farklı aksiyon alırlardı' , 'İstersen konuyu Genel Müdüre taşıyalım ama sonuçlarına katlanırsın', Seni öğretmene söylerim'. gibi daha ürkütücü bir noktaya eskalasyon (Yetki sınırını aşan ya da çözüm bulunamayan bir konuyu bir üst yöneticiye aktarma) yapma tehdidi ile de ekibini baskılamaya, bastırmaya çalışırlar. Ekiplerine olan güvenlerini sıfır derecesindedir. Ne zaman arkasını dönse mutlaka bir sorun olduğundan şikayet ederler. Gerçekten de olmadıklarında işlerde yaşanan sorunlara şahit olabiliriz çünkü baskı ile iş yapan kişiler otorite ortada yokken farklı bir tavır davranış sergilerler. Ben buna kaçamak demiyorum, buna; yılmışlığın dışa vurumu diyorum.
Filmle yönetenler ise, aslında çalışılması en zor yöneticilerdir. Çünkü her durum, her ekip üyesi için farklı bir senaryoları vardır. Üst yönetimi size kötüleyip, yanınızda olduğunu söylerken. Üst yönetime de sizden ne kadar şikayetçi olduğunu, aidiyet duygunuzun olmadığını ve sizin için ne kadar uğraştığı senaryosunu aktarır. Sadece üst yönetim ile ekip arasında değildir bu film. Ekipteki kişilere de birbirinden farklı konuşur; 'Ben senin yanındayım', 'Sen diğer arkadaşların gibi değilsin', 'Ekiptekiler senin başarını çekemiyorlar', 'Herkes seni yanlış anlıyor' gibi cümlelerle kişileri yanına alır ve bu kişileri diğerlerine karşı kullanır. Bu tavrı sergileyen kişiler ile çalışmanın en sıkıntılı tarafı ise en ufak bir sorunda size sırtlarını hemen çevirerek, anında rotayı değiştirmeleridir. Yani güvendiğiniz dağlara, temmuz ortasında kar yağar. Sizde donakalırsınız.
İlimle yönetenler; ekiplerine işi öğretme ve yetkinliklerini geliştirme çabası içindedir. Şeffaf bir iletişim tercih ederler ve açık kapı iletişim yolunu kullanırlar. Bu yöneticiler her zaman ve her durumda ekibine sahip çıkar. Ekipleri ise büyük bir bağlılık ile liderlerinin peşinden giderler. Bu liderler her fırsatta ekip çalışanlarına rol ve sorumluluk verir. Kendi başlarına karar verebilme opsiyonları tanır, kişilerin iş yerine ve işine olan bağlılığını arttırıcı çalışmalar yapar. Tabi ilimle yönetmek için işin ilmini öğrenmek lazım. Hem çalıştığınız iş dalında iyi bir bilgi birikimine sahip olmanız hem de ekip yönetimi konusunda sürekli gelişim için açık olmanız gerekir. Gelişimin ilk adımı ise egoyu törpülemekten geçer. Çünkü ego sizi ya zulme ya da filme iter.
Şimdi etrafınıza bir dönüp bakın istiyorum. Nasıl yöneticiler görüyorsunuz? Umarım etrafınızda bir de ayna bulunuyordur...
Saygılarımla..
Oktay KENDİRCİ